Yağda Yumurta | Doğal Maya

Yağda Yumurta

Yağda Yumurta




Ürün Detay

Pazar kahvaltılarının olmazsa olmazlarından biridir yumurta ancak bu sabah fark ettim ki biz yağda yumurta yapmayı bilmiyoruz. Bu karlı buz gibi Pazar sabahında size yağda yumurta tarifi vermek istiyorum ama benim tariflerime alışanlar “Aaaa neresinde maya var diyecek?” Peşinen söyleyelim fermente bir şey değil, maya falan da yok. Sadece yağ, yumurta tuz. Peki tarif neresinde mi? Tarif aslında birinci aşamada; kullanılan tavada. Eşim Amerika’yı tekrar keşfetmenin heyecanı ile bugün bana yumurta yapmayı öğretti. Aynen onun cümleleriyle size anlatayım:

Önce çelik tavayı alıyorsun, içine tereyağını koyuyorsun, öyle bol bol değil yeteri kadar. Yağ kızınca yumurtaları kırıp bekliyorsun. Bu kadar. Ateş kısık ya da harlı değil; orta. Yağ bol ya da az değil; orta. Kapak yok. Karıştırmak yok. Tuzunu üstüne serp bekle. Beyazı pişsin sarısı sulu sulu kalsın. Tahta spatulayla böl, tabağa koy. Sonra kızarmış MAYAKÖY ekmekleriyle bandıra bandıra ye. Ne kadar da basit. Dikkatinizi çekti mi? Teflon tava ile değil, çelik tava ile yaptık. Spatulayla bölüp tabağa da koyduk. Parçalanmadı. Sarısını ekmekle tabakta patlattık, tavada kalmadı.

Bu sabah ki farkındalığımız bu; biz yumurta yapmayı bilmiyoruz. Yapışıp tavada kalmasın diye, çelik tava yerine ne olduğu belirsiz teflonlar, yapışmazlar, seramikler kullanıyoruz. Oysa içine koyduğumuz yağ eridiğinde zaten teflondaki gibi bir katman oluşuyor. Siz yumurtayı kırıp karıştırmazsanız bu katman bozulmuyor. Metali çizmeyen bir tahta kaşık kullanırsanız da yapışmadan kayıp çıkıyor. Yapışmadığı için siz onu telleyip zorla kazıyıp temizlemiyorsunuz. Böylece metal zedelenmiyor, her defasında daha fazla tutama eğilimi göstermiyor. Sizde ileride size ne gibi hasarlar verecek bilmediğiniz kimyasallardan bünyenize almıyorsunuz. Bu kadar basit.

Çelik tavaya yağ koymazsan katman olmaz, yumurtayı karıştırırsan katman bozulur. Yapışan yumurtayı zorla kazıyıp temizlersen, çelik de olsa çizilir. Sonrasında daha çok yapışır. Kısır döngü. Eee zamanda kısıtlı…. Ne yapalım? Hadi gidip alalım bir yapışmaz tava, yiyelim bol bol kimyasallı yumurta. Ne oldu peşinden koştuğumuz organik, doğal yumurtalar, yağlar. Teflonda boğuldu kaldı.

Dedim ya… Biz bilmiyoruz yağda yumurta yapmayı, endüstri annelerimize unutturdu. Alırsak çelik bir tava ömür boyu garantili, bir kez satıyor bitiyor. Bozulmuyor ki meret. Çeyizine aldığını toruna bıraksan olur. Oysa yapışmazlar öyle mi? Neredeyse altı ayda bir yenilemen lazım. Bozuluyor, çiziliyor. Para vermen lazım, endüstri aç doyurman lazım. Bu arada tereyağı yeme dediler ya, sağlıksızmış. Yağsız yumurta tavaya yapışıyor ne yapacağız? Kimyasal kaplı malzeme alalım. Yaaa ama biz yağı niye kesmiştik? Tüüüh unuttum, arada kaynadı gitti.

Nesil olarak biz çocuklarımızın eğitimine çoook önem veriyoruz. Hatta bütçemizin çoğunu çocukların eğitimine ayırıyoruz. Mesela bizim kızın Cumartesi sabahı piyano dersi var, öğleden sonra cimlastik. Zaten hafta içi akşama kadar okul, etüt vs. Yeni nesil gümbür gümbür geliyor.

Çoğu en az bir yabancı dil biliyor. 1. Sınıfta iki basamaklı sayıları toplayıp çıkarıyorlar. Peki ya yumurta? Hiç çocuğunuza yumurta yapmayı öğrettiniz mi? Peki ya düğme dikmek? Biz bilmiyoruz ki ne öğretelim. Ama koşup, yeni çıkan tavalardan kredi kartı ile satın almayı biliyoruz, bak onu çok iyi öğretebiliriz.

Unuttuk, unutturulduk. Biz maalesef her konuda endüstrinin dayattıklarına mahkum bırakıldık.

Hep aklıma okuduğum bir yazı ve o yazıdaki bir fotoğraf geliyor. Yazı Amerika’da silikon vadisinde, teknoloji devi patronlarının çocuklarının gittiği bir okul ile ilgili. Bu okulda çocuklara kendi ihtiyaçlarını karşılama eğitimi veriliyormuş. Fotoğrafta çoraplarındaki delikleri dikmeye uğraşan bir yığın çocuğun komik halleri hep gözümün önünde.

Galiba yanlış şu: Biz son basamaktan değil, birinci basamaktan başlamalıyız. İlk ders ” Yağda Yumurta 101″.